Kurtuluşun Düşündürdükleri......
Kurtuluş kişi, kurum ya da bütünüyle bir ulusun varlığına yönelik tehdidin o ulus tarafından bertaraf edilmesi, yok edilmesini ifade eder. Ancak bu iş belalı iştir. Bazen bizde görüldüğü gibi kendinden görevli ve her konuda uzman bir kısım vatandaşlar, trafik kazası sonrası kazazedeyi kurtaracağız derken ölümüne neden olurlar. Hamile kadınlara da tıbbi konularda hiçbir bilgi verilip yardım yapılamadığında Allah kurtarsın deyip işin içinden çıkılır. Oysa kurtarmak ya da kurtulmak her şeyden önce bilgi, emek, cesaret ve özveri işidir.
Kurtuluş denildi mi de ilk akla gelen elbette Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşuna dayanak olan Ulusal Kurtuluş Mücadelemizdir. İşte bu noktada büyük ATATÜRK' ün bilgeliği, dehası ve cesareti bir güneş gibi parıldar.
Atatürk ve büyük eseri Cumhuriyetimizin artık devri kapandığı tezini savunanlar, yeni anayasa taslağından adını ve ilkelerini çıkartmayı çağdaşlık sanan zavallılar yine onun Gençliğe Hitabında "gaflet dalalet ve hatta hıyanet içinde olanlar" diye ifade ettiklerinden başkası değildirler. Ama güneş asla balçıkla yani çamurla sıvanamaz. Bizim kurtuluş mücadelemiz bütün mazlum uluslara örnek olmuş bir evrensel destansa ve hala ışığı parlıyorsa koskoca Türkiye Cumhuriyeti böyle sinsi tertiplere pabuç bırakmaz.
Küreselleşme. namı diğer emperyalizm tezinin iç ve dış sözcüleri bu süreç ile insanlara barış, özgürlük, demokrasi, katılım, hoşgörü, bol üretim ve tüketim içinde, çevreye duyarlı bir dünya vaat ettiler. Ancak bu süreçte görüldü ki, söylenenleri aksine daha da azgın bir küresel sömürü ile ırkçılık, savaş, terör, açlık, işsizlik, toplumsal yozlaşma ve çevre felaketleri ortaya çıktı. Kurtuluş destanımız ve Cumhuriyetimize, küresel efendilerinin sözcüsü olarak dil uzatanların yüzüne bir tek gerçeği çarpmak bile yeter. İşte burnumuzun dibinde, bugünkü Irak.
Biz Türkiye'nin ne Irak, ne Yugoslavya ne Afganistan ne Filistin nede dünyanın başka bir kargaşa ve yoksulluk içindeki ülkesi olmasını istemiyorsak yapacak tek şey vardır, oda Kemal ATATÜRK'ÜN yolundan hiç sapmadan ilerlemek. Kurtuluş mücadelesinin kan, ter ve gözyaşı içindeki acılı yolundan bir daha geçmemenin tek çaresi budur.
Uğur BAYKENT
09.Eylül.2007