7. BÖLÜM: İLK ZAFER: DOĞU ANADOLU’NUN
KURTARILIŞI (Ana metin, s.: 54-56)
Efendiler, yüce kurulunuza Doğu cephemizden de
biraz bilgi vereceğim: Büyük Millet Meclisi İkinci Başkanı ve Erzurum Milletvekili
olan Celalettin Arif Bey, 15 Ağustos 1920 günü, sürekli başağrısı gerekçesiyle
Meclis'ten iki ay izin aldı. Erzurum milletvekillerinden Hüseyin Avni Bey'in de
kendisiyle birlikte gönderilmesini istiyordu. Hüseyin Avni Bey'in herhangi bir
özrü yoktu; kendisini ben özel bir görevle gönderdim.
Erzurum'a varan Celalettin Arif Bey, bana, 10, 15
ve 16 Eylül günlerinde, Erzurum halkı arasında büyük kaynaşma olduğunu bildiren
şifre telgraflar göndermeğe başladı. Doğudaki kolordumuzda korkunç bozulmalar
ve yolsuzluklar varmış. Halk, kendisinin oraya gitmekte olduğunu öğrendiği için
beklemeğe başlamış. Yakınmalar dikkate alınmazsa Ankara'ya olan güven ortadan
kalkabilirmiş. Buna karşı halk ile görüşerek eski Adana valisi Nâzım Bey'in
Erzurum valiliğine getirilmesine karar vermişler; bu hükümetçe onaylanıncaya
kadar da vali vekilliğini kendi üzerine almış
Doğrusu Efendiler, ben bu bildirilenlere
hiç inanmadım. Celalettin Arif ve Hüseyin Avni Beylerin birer yol bulup
Ankara'dan Erzurum'a gitmeyi sağlamış olmalarını anlamlı buldum ve şaştım.
Üstelik ayni günlerde Doğu Cephesi Komutanı Kâzım Karabekir Paşa da, Celalettin
Arif Bey'in Doğu İlleri Valiliğine atanmasını önermekteydi; bu kişinin, kendi
komutasındaki ordunun büyük yolsuzluklara ve bozukluklara batmış olduğunu
söyleyerek kendi tutumundan yakındığını bilmiyor görünüyordu.
Efendiler içinde bulunduğumuz durum çok önemli ve
ağırdı. Durumu asıl ağırlaştıran neden, ayni günlerde Doğu Cephesinde
Ermenilere karşı saldırıya geçmeğe karar vermiş ve hazırlığa geçmiş olmamızdı.
Bunun için hazırlanmakta ve önlemler almakta idik. Doğu Cephesi Komutanına da
gerekli buyruklar verilmişti. Hükümetin Adalet Bakanı ise, ileriye yürütülen bu
ordunun sözde hırsızlığını, görevlilerinin yolsuzluklarını ortaya çıkarmak üzere
ve yasadışı bir yolla vali-vekilliğini üstleniyordu! Beraberinde götürdüğü
Erzurum milletvekili Hüseyin Avni Bey ise, Milli Eğitim Bakanı Rıza Nur'a
gönderdiği şifre telde şunları söylüyordu: "İslam halkına zulüm yapan
Ermeniler karşısında ordunun yüreksizlik göstermesi ve yolsuzluklara meydan
verilmesi, pek kötü etki yapmış ve her özveriye katlanan Erzurum halkını
ayaklanmaya götürmüştür. Kâzım Paşa'da Doğu işlerini yönetebilecek güç
bulunmamaktadır."
Efendiler, Celalettin Arif Bey, ancak Büyük
Millet Meclisi ordusunun Ermenilerle yapılan savaşı kazandığını gözleriyle
gördükten sonra, Hüseyin Avni Bey'le Erzurum'dan ayrılmıştır. Meclis'te de
karşıt tutum takınarak ve Kâzım Karabekir Paşa'ya saldırılarda bulunarak
Meclisi çok oyalamışlardır.
Efendiler, Ermeniler, 24 Eylül 1920 sabahı Bardiz
cephesinden baskın biçiminde yaptıkları genel saldırıda başarı sağladılar. Doğu
Cephesinin bu hoş olmayan raporunu okurken, Celalettin Arif Bey'in de ayni
günlü ultimatomunu alıyordum!
Ermeniler geri püskürtüldüler. Ordumuz 28 Eylül
sabahı ileri yürüyüşe geçti. O gün de Erzurum'dan elli imzalı telgraf Ankara'ya
saldırıyordu. Ne kötü rastlantı!.. Sanki bu baylar, bize karşı Ermenilerle
sözleşmiş gibi!..
Ordu 29 Eylülde Sarıkamış'a girdi; Göle alındı.
Ama bir ay burada kaldı. Buna Celalettin Arif Bey ve arkadaşlarının yarattığı
durumun yol açtığını kestirebilirsiniz. Nitekim Kâzım Karabekir Paşa, 30 Eylül
günlü şifresinde, Celalettin Arif Bey'e aynen şunları yazacaktır: "Erzurum
halkı adına kırk-elli imzayla çekilen açık telgraf, dış düşmanların milyonlar
harcayarak elde edemeyeceği bir belgedir!"
Efendiler, savaş alanında buyruk bekleyen Doğu
Ordumuz, 28 Ekim günü Kars üzerine yürüdü. Düşman direnmeksizin Kars'ı bıraktı.
7 Kasım'da birliklerimiz Arpaçay'a kadar olan bölgeyi ve Gümrü'yü aldı.
Ermeniler bir gün önce savaşı bırakmak ve barış yapmak için başvurmuşlardı.
Görüşmeler sonunda Gümrü Andlaşması imzalandı. Bu, Ulusal Hükümet'in yaptığı
ilk andlaşmadır. Ermenistan, Gümrü andlaşmasıyla, Osmanlı Devleti'nin 1877
savaşında yitirmiş olduğu yerleri de bize, ulusal hükümete bırakmış ve aradan
çıkarılmıştır.
8 Şubat 1921 tarihinde de Türkiye - Gürcistan andlaşması için
görüşmeler başladı ve verdiğimiz kesin bir ültimatom üzerine Ardahan ve
Artvin'i geri aldık.