Create your own web pages in minutes...
Copyright 2006. Baykent Bilgisayar Şti. All Rights Reserved.
Tel: +90 312 4950826,   Fax:+90 312 495 0366 ,  E-Mail: bilgi@cagdastoplum.org  

TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ KURAN TÜRKİYE HALKINA; "TÜRK MİLLETİ" DENİR............  YAPTIĞIMIZ VE YAPMAKTA OLDUĞUMUZ DEVRİMLERİN GAYESİ, TÜRKİYE CUMHURİYETİ HALKINI TAMAMEN ( ÇAĞDAŞ ) ÇAĞIMIZA UYGUN VE BÜTÜN MANA VE BİÇİMİYLE MEDENİ BİR TOPLUM (ÇAĞDAŞ TOPLUM ) HALİNE ULAŞTIRMAKTIR. DEVRİMLERİMİZİN TEMEL PRENSİBİ BUDUR.   M. KEMAL ATATÜRK....



    
      EĞİTİM
      AMAÇLI
  E-KİTAPLAR
     Baykent
  Bilgisayar Şti.
      Sunar
     FİKRİ HÜR, VİCDANI HÜR, BİLİMSEL, GERÇEKÇİ, AKADEMİK ARAŞTIRMALAR DERGİSİ.
Kuruluş: 22 Ağustos 2001    SAYI: Ağustos 2007     Yıl:6     
     REKLAM
    REKLAM
     ALANI
       (4)
REKLAM ALANI (1)
REKLAM ALANI (2)
    REKLAM
     ALANI
       (5)
    REKLAM
     ALANI
       (6)
    REKLAM
     ALANI
       (7)
    REKLAM
     ALANI
       (8)
    KURUMSAL 
     BİLGİLER:

  Ankara Merkez
         Büro:
  903124950826

         Faks:
  903124950366

  GSM (Cep) Tlf:
  05323414286

   Bu Site Baykent
  Bilgisayar Şirketi
     Tarafından
     Tasarlanıp
  Yayınlanmaktadır.
   
            
     CUMHURUN SESİ
ÖNCEKİ ANAYASALAR        
   1876 Anayasası demokrasi geleneği olmayan Osmanlı Devletinde ilk yazılı hukuk belgesi olmuş ve "Meşrutiyet" yönetimini başlatmıştı. 1921 Anayasası "Millî Egemenlik" ilkesine dayalı ilk anayasaydı. 1961 Anayasası devlete birçok görevler yüklüyor, "temel hak ve özgürlükleri" ayrıntılı olarak düzenleniyordu. 1982 Anayasası ile getirilen en büyük yenilik, tek meclis sistemine, yani Cumhuriyet geleneğine geri dönülmesiydi. Yürütme biraz daha güçlendirildi. "Özgürlüklerin sınırlandırılması" konusunda yeni ve daha keskin ölçüler getirildi.
   Bütün bu anayasalar o günkü siyasi durum gereği yazıldı, yorumlandı ve meclisler tarafından kabul edildi. 1876 Anayasası hariç hepsinin ortak özelliği, bir zümrenin isteği doğrultusunda değil bütün milletin iradesi doğrultusunda yürürlüğe konmasıydı. Son üç anayasa içeriği itibariyle Kemalizm (ki Atatürkçülük de diyenler vardır) ülküsü dediğimiz Türk Milletinin iradesi ile oluşan düşünce esasından ayrılmamıştır. Kemalizm, milli mücadelede doğmuş, sonra oluşmuş, daha sonrada gelişmiş ve halen gelişmekte olan Türk Devrimi'nin adıdır. Bu adı taslak anayasadan çıkartmak cesaretini bulanlar Milli Egemenliğe ve Milli Devlete karşı olanlardır. Milletin oylaması sonucu ortaya çıkan yüzde oranının, milli irade olmadığı bilinen bir gerçektir. Bu günlerde "Milli İrade"nin halk oylaması olduğu aldatmacası ile karşı karşıyayız. Hepimiz oyuna gelmekteyiz! Anayasa değişiklik taslağı hazırlayacaklarına Yeni bir anayasa yapıyorlar. Eski anayasayı yürürlükten kaldırıp, kafalarındaki Mustafa Kemalsiz ve renksiz sivil anayasayı hukuken yürürlüğe koymaları meşruiyet kazanması için değişemez maddelere dokunmadan tümünün değişikliğini yapacaklar. Uzlaşmacı ve katılımcı bir anayasa hemen yapılamayacağına göre de bizler bu anayasa masalı ile epey zaman geçireceğiz. Biz zaman geçirirken birileri de zaman kazanmaya devam edecektir.

CAMBAZLAR
   Son beş yıldır Türk siyasetinde Türk Milletinin beyni teslim alınıyor ya da "Cambaza bak!" diyerek milletin bütün birikimi, varlığı ve değerleri çalınıyor. Baktıran önemli değil. Onu ya da onları bilmeyen yok. Ama akıl tutulmasına uğrayıp bile bile cambaza bakanlara da bakmak gerekiyor. Bakan biziz. Hep cambaza baktık durduk. Cumhurbaşkanlığı dediler baktık… Genel seçimler dediler baktık…
   Ama hiçbir zaman cambaz ile yerdekilerin işbirlikçi, ortak olduklarını düşünemedik. Yazılanlar kitaplaştı, ciltlendi ve sahafların fare pisliği kokan raflarında kaldı… Kimse aldırmadı söylenenlere, yazılanlara. Aldırmaya başlayıp aklımız başımıza geldiğinde ise iş işten geçecek. Milletçe bütün değerlerimiz ve değer verdiklerimiz elimizden alındığında suçlayacak kimseyi bulamayacağız. Bulsak bile cezalandıracak gücü ve cesareti kaybetmiş olacağız. Cambaz ve ortakları bir akşam direkler arasındaki tellerini toplayıp gidecekler. Tüccarlığı kendinden menkul medya patronları, eski oportünist siyasetçiler ve Avrupa Birliği emperyalizmini evrensellik sanan sözde bilim adamları ise ertesi gün seyretmemiz için başka cambazları mahallemize getirmiş olacaklar.        
   Şimdi yeni anayasa gündemde ve hep birlikte anayasa cambazlarını seyrediyoruz. Yeni Anayasa diyorlar bakıyoruz… Daha sonra Cumhurbaşkanlığı ile birlikte belki de Yeni Anayasa için de halk oylaması diyecekler bakacağız… Yerel seçimler gelecek bakmaya devam edeceğiz.
   Geçen bir hafta boyunca güzelim Sapanca Gölü'nün kenarındaki lüks otelde devletin vicdanı sayılacak yeni anayasanın taslağını bilim erkânı ile siyaset erkânı tartıştılar ve hükümete sundular. Sonra meclisten geçecek ve de sonra halk tarafından oylanacak. Halk oyladıktan sonra da diğer öncekilerde olduğu gibi kimse en az yirmi yıl değiştirmeye kalkamayacak. Siz ona ne anayasası derseniz deyin artık o devletin vicdanıdır, o artık kanun-i esasidir. Kim yapmıştır o anayasayı? Halk mı? Yüzde kaçla? Muhalefet nerdedir?  Egemenlik kimdedir? Sorun sorabildiğiniz kadar. Halk oylamış olacaktır ve onlar yani yeni cambazlar yeni yasalarını yeni anayasalarına göre yapacaklar ve cesaretle telin üzerinde yürüme riskini almadan direklere tırmanmakla işi bitirmiş olacaklardır. Anayasayı kim yapar? Bilim adamları mı? Siyaset adamları mı? Yoksa meclisler mi? Metni düzenleme ve onaylama sırası ve süreci nasıldır? Kamuoyu bu hukuksal konuda bilgilendirilmiş midir?  İktidar partisinin sipariş ettiği şey anayasa değişiklik metni bile olsa Anayasadan Mustafa Kemal Atatürk'ün izlerini silmeye çalışmaktadırlar. Bunu bilinçli ve sabırlı çalışmalarıyla başaracaklardır. Bizler de seyretmeye devam edeceğiz.

MİLLİ EGEMENLİĞİMİZ
   Biz cambaza bakarken son beş yılda nelerimizi kaybettik sayabilir misiniz? Kıbrıs'taki varlığımızı, Ortadoğu'daki onurumuzu, Ulusal birliğimizi, Devletin kaynaklarını, stratejik kuruluşlarını, paramızın gücünü, topraklarımızı… Birçoğumuz işini, gücünü kaybettik.  En önemlisi de son seçim vurgunu ile daha önce biraz var olan muhalefetimizi kaybettik… Yani bir beş yıl daha cambaza bakarken cebimizden neler vereceğimizi anlayabilecek hafızamızı kaybettik. Eskiler "idrakimizi kaybettik" derlerdi, yeniler ise "kafamız basmıyor" diyorlar.
   Mafya destekli medya, tarikat ve siyaset üçgeni yıllardan beri varlığını sürdürüyor, biz cambaza bakıyoruz. Amerika Birleşik Devletleri stratejik ortaklık adına kısık ateşlerde pişirdikçe pişiriyor bizi, biz ise hala cambaza bakıyoruz. AB'ye girmek isteyen ya da almayacaklarını bildiği halde girmek ister gibi yapan hükümet erkânını -eski solculukları sırf insan hakları ve özgürlükler ile sınırlı- yeni Cumhuriyetçiler yeni anayasaları alkışlıyor, biz cambaza bakıyoruz… Kimsenin sesi çıkmıyor! Sesini çıkartmak isteyenlerin elinden kalemleri, kitapları, silahları alınıyor, üstelik bir de "Sen sus darbeci!" deniliyor, biz seyrediyoruz.
   Yeni Anayasa taslağında "egemenlik" kavramları değiştiriliyor "Milletlerarası ve milletlerüstü kuruluşlara üyelikten kaynaklanan kısıtlamalar saklıdır." deniliyor, internette bir kaç yazıdan başka hiçbir ses çıkmıyor milletten, memleketten, medyadan!  Sapanca tarzı Anayasa taslağını kendi adamlarından kurulu TBMM'ne sunmadan önce Avrupa Birliği yetkililerine sunup onay almaya çalışıyorlar, biz gene seyrediyoruz. Kemalizm, Milli Egemenlik, Milli Devlet, Milli Devrimin altı ilkesi ve tam milli bağımsızlık hiç kimsenin umurunda değil. Özgürlükler geliyor ya sen ona bak! Ne özgürlüğü? Sivil ve cesur cambazları seyretme özgürlüğü…

Cumhur UTKU (19 Eylül 2007/Antalya)